Etkili Konuşmanın 11 Sırrı

Günümüz dünyası her ne kadar internet ve bilişim çağı olarak nitelendiriliyor da olsa, ikili insan ilişkileri hala daha önem arz etmekte. Bu sebeple günlük yaşantımızda kısa mesaj, e-mail, sosyal medya durumları ve de çeşitli sosyal medya iletişim programları üzerinden iletişime geçiyor olsak ta, bu sanal dünyanın dışında, sosyal yaşantımızda hala daha insanlarla birebir iletişime geçmemiz gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. İnsanlarla karşılıklı iletişimi %100lük bir pasta olarak değerlendirirsek %60’ını beden dili,%30’unu ses tonu ve %10’unu da kelimeler oluşturur. Bundan dolayı, bu makalemde sizlere pastanın dilimleri arasındaki bütünlüğü nasıl sağlayabileceğiniz ile alakalı olarak belli başlı aklıma gelen 10 yöntemi aktarmaya çalışacağım.

 

1-Konuşmamız, karşı tarafı herhangi bir hayal kırıklığına itebilecek yıkıcılıkta değil de, karşı tarafı motive etmeye, harekete geçirmeye yönelik yapıcılıkta ifadeler içermelidir. Böylece karşı taraf sizinle sohbet etmekten büyük keyif alarak, konu açmaya daha fazla gayret edip sohbetinizin akıcı olarak devam etmesine katkıda bulunacaktır. Unutmayın ki; Kimse hayallerini yıkan, kalbini kıran biriyle oturup sohbet etmek istemez. Daima umut veren, toz pembe hayaller kurduran insanlarla sohbet etmek bizleri daha fazla rahatlatır.

2-Bir insanın her ne kadar ne anlattığı değil, nasıl anlattığı önemli olsa da; Boşa konuşan birini dinlemek çoğu zaman bizleri sıkabilir. Bu yüzden dolayı seçeceğimiz konuların karşı tarafın ilgisini çekebilecek şekilde olmasına ve de ortamdaki insanların dikkatini çekebilecek bir içeriğe sahip olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.

3-Konuşmacı, kendi kişiliğiyle örtüşen, kendi yaşantısını destekleyen bir konudan bahsetmeli. Misal,yalanlarıyla kötü nam salmış birinin doğruluk ve dürüstlük üzerine bir konuşma yapması etkiliyici olmanın yakınına bile yaklaşamadığı gibi, dinleyici kitlesi bu “sicili bozuk” konuşmacı arkadaşımız ile ilgili ön yargı sahibi olduğu için anlattığı konuyu duyduğu gibi oralı bile olmayacaktır.

4-Konuşacağımız konunun içeriği dallanıp budaklanmadan, anlatılmak istenen temel meseleyi tam olarak karşı tarafa yansıtmalı. Bu sebeple seçeceğimiz konuyu anlatma biçimimiz ve de kullanacağımız kelimeler yoruma kapalı olarak, temel konuyu anlatır biçimde olmalı. Yani insanlar konuşmanızın sonunda ya da konuşmanız esnasında “ne diyor şimdi bu?” gibi ikilimlere girmeden, direk olarak ne anlattığını kolaylıkla kavramalı.

5-İyi ve de etkili bir konuşma, sağlam belirlenmiş yöntemler üzerine kurulmalıdır. Konuşmamız esnasında kullanacağımız yöntemimizi, konuşma amacımız ve konuşmamızda yer alacak öğelere göre belirlemeliyiz. Genelde konuşmalarımda dört ana amaç üzerinde durarak, bu dört ana amaca yönelik yöntemler kullanmaktan çekinmem: Tartışma, savunma, öğretme ve de son olarak duygulandırma. Konuşma amacımız ve de kullandığımız metodlar arasındaki bağlantıyı kurabilmek, başarılı geçecek olan konuşmanın ön koşullarından şüphesiz ki bir tanesidir.

6-Konuşmamızın içeriği karşı tarafın dikkatini üzerimizde toplayacak şekilde olmalı, yani etkileyici olmalı ve de karşı tarafı da sohbet esnasında içine alabilecek şekilde derlenmeli. Böylece insanlar sizi dinlerken hem eğlenecek hem de mümkün mertebe sizinle iletişime geçerek sizlere düşüncelerini sunarak sohbet etmekten çekinmeyeceklerdir. Bir önceki madde de bahsettiğim gibi, konuşmanız esnasında kullanacağımız metodlar arasında yer alan “duygulandırma” konuşmamızın bazı bölümlerinde işe yarayacaktır. ( Duygulandırmadan kastım kesinlikle insanların konuşmanız esnasında hüngür hüngür ağlaması ya da konferans salonunun kullanılmış Selpak peçetelerle dolması değil )

Böylece insanlar, sizin anlatımınız esnasındaki ruh halinize bürünerek konuşmacı-dinleyici bütünlüğü sağlanacak, bu da pek tabii dinleyici üzerinde olumlu sonuçlar doğuracaktır.

İletişimde Beden Dili

7-Etkili bir konuşmada beden dilinin önemi yadsınmamalı,jest ve mimikler etkin biçimde kullanılmalı. Örneğin, göz teması kurmak,dinleyiciyi etki altına almamıza ve dinleyicinin konudan kopmamasına yardımcı olur. Bir başka örnek vermek gerekecek olursa, ellerinizin cebinizde olması konu hakkındaki hakimiyetinizi öne çıkarmaktan ziyade, o konuyu ve de dinleyiciyi ne kadar önemsemediğinizi gösterir. Ki bu da genel olarak tavsiye etmeyeceğim hareketlerden biri. Çünkü insanlar kendilerine değer verilmesini ister. Eğer konuya hakim olduğunuzu karşı tarafın anlamasını istiyorsanız, kollarınızı göğsünüzde birleştirip, sol avuç içinizin üst kısma bakmasına önem gösterin. Bu sizin anlayan insanlar için, “konuya hakimim, istediğinizi sorun” mesajını gönderme biçiminizdir.

Konuşmamız esnasında, dinleyici tarafının da jest ve mimikleri önemlidir. Örneğin, eğer ki karşınızdaki dinleyici ayağını titretiyorsa bu size derhal “çok sıkıldım, değiştir artık şu konuyu” mesajını vermeli. Ya da eğer ki kollarını göğsünün üzerinde birleştirmiş ve avuç içleri göğsüne bakıyor ise “anlat anlat, anlatıyorsun ama ben dinlemiyorum ve de konuşmak istemiyorum” anlamına gelir. Bu tür sinyallere

advertising

8-Konumuzu belirledik, içerik kısmında da bolca ilgi çekici şeyler ekledik. Böylece karşı tarafın bize hayır deme olasılığı oldukça azalmış oldu. Beden dilimiz de tamam. En azından karşı taraf hakkında da bilgi sahibi olup, beden dilimizle bir şeyleri onlara kabul ettirdik.

En az bunlar kadar önemli bir diğer husus ise; şüphesiz ki ses tonumuz. Ses tonumuzun çok ince ya da çok kalın olması, dinleyicilerin kulaklarını rahatsız edecekleri gibi karşı tarafından aklında da “anlatsa da gitsek artık” düşüncesi oluşturacaktır. Bu sebeple ses tonumuzu mümkün mertebe ciddi / samimi karışımında ayarlamalı ve kişilere sıcak kanlı yaklaşmalıyız.  Böylece insanlar ses tonunuzdan etkilenip sizleri dinlemeye daha sıcak bakabilir. Bu arada size tecrübe ile sabit şekilde şunu önerebilirim ki; Kesinlikle ciddi bir konferansa katılacaksanız, gecesi çok soğuk şeyler tüketmeyin. Sabahında kısılan bir ses ve “Allah’ım şimdi ne yapacağım” telaşı ile uyanmak pek hoş olmuyor. Bunun yerine yatmadan önce ılık bir süt ya da ılık bir su, sabaha kadar ses tellerinizin dinlenmesini sağlayacaktır.

İletişimde Konuya Hakim Olma

9-Konuyla alakalı olarak, karşımıza bir şeyler aktarmadan önce aktaracağımız konu ile ilgili mutlaka bilgi birikimine sahip olmalıyız. Çünkü konu hakkında bilgi sahibi olunmayan durumlarda, konuşma esnasında duraklamalar, ya da konu planlanmayan bir yere gidiyorsa kendimizi çıkmaza sokacak sorularla baş başa kalabiliriz. Ki bu ben de dahil, sohbet ederken ya da konferans verirken kimsenin istemeyeceği türden çıkmazlar.

Tabii bir de, sohbetten geri dönüş alma handikapı da söz konusu. Örneğin siz anlattınız anlattınız, karşı taraf bir konuyu kafasına taktı bilmediğiniz bir yerden çokta kazık bir soru yönlendirdi. Pat ! İşte o an evelemek gevelemek ya da yerin dibine girmek gibi bir şey söz konusu. Bu yüzden kesinlikle bilmediğiniz ya da deneyimlemediğiniz şeyleri an-lat-ma-yın ! Rezil rüsva olursunuz benden söylemesi J

10-Canlı, diri ve de anlatma amacımıza uygun kelimeler seçmeliyiz. Ayrıca seçtiğimiz bu kelimeleri doğru şekilde bir cümle öbeği haline getirmeli ve de bu cümle öbeğinin telaffuzu esnasında gerek ses gerek anlam bütünlüğü bakımından da tam olarak hakkını vermeliyiz. Böylece hem anlatılmak istenen karşı tarafa daha etkili anlatılır hem de sizler kendinizi daha iyi hissedersiniz.

Cümlelerimizi de tercih ederken mümkün mertebe kısa tutalım. Kısa, yoğun ve de hareketli cümleler kullanarak cümleler arasındaki geçişleri doğal yollardan sağlamak hem bizi motive edecektir hem de anlatışımızı daha anlaşılır hale getirecektir.

 

Sizlere madde madde etkili konuşma yöntemlerini anlattım. Yaklaşık 10 madde kadar sürdü. Lakin bu maddeler elbette ki kişiye,ortama ve zamana göre değişim gösterebilir. Bir çocuktan bu davranışları beklemek doğru olmayacağı gibi, gittiğimiz ev partilerinde de bu kadar kasılmaya gerek yok. Bence sonuncu en önemli madde; Kendiniz olun.

Eğer insanlar sizi, siz olduğunuz için seviyorsa ve de doğal halinizin de ilgi çektiğini düşünüyorsanız bu inanın sizleri çok iyi motive edecektir. Hem sizler, hem de çevrenizdekiler bu ışığı aldığında, ortaya çok daha güzel organik iletişimler doğacaktır. Bu sebeple yapmacık tavırlar yerine, kendiniz olmanız çevrenizin de size daha kolay güvenmesini sağlayacaktır. Herkes sizi sevmek zorunda mı? Elbette ki hayır ! Ama sizi siz olduğunuz için sevenlerle daha fazla vakit geçirerek işe başlayabilirsiniz.

Son Yazılar
Bir cevap bırakın